Kündekari

Kündekari Farsça’dan dilimize geçen, aslı ” kendekâri ” olan bir kelimedir. “Kündekari” kelimesini yalnızca Türkler tarafından kullanılmakta ve en güzel örnekleri de bizde bulunmaktadır. Bu sanatımızı yıllarca ihmal ettiğimiz için gerçek kündekarinin ne olduğunu bilmiyoruz. Kündekaride yalancı ya da sahte kündekari yoktur. Erken dönem kündekari vardır ki, burada ahşap yüzeyine geometrik desenler çizilir ve o ahşap üzerinde oyma işlemiyle geometrik desenler bezenir. Aslında bu yanyana getirilerek oluşturulan monoblok ahşaptır. Yanyana gelen bu bloklar zaman içerisinde ahşabın iklimlenmesi nedeniyle birbirinden ayrılır, aralarında boşluklar oluşur. Selçuklu erken dönem eserlerinde bu açıklıkları görebilirsiniz. Sanatkarlar buna mani olarak daha iyi eserler yaratabilmek için, farklı özellik ve renkteki ahşapları birleştirerek, gerçek kündekari sanatını oluşturdular.
Biz de ki ilk örnekler 1050 yılına kadar uzanır. Bu dönemde ceviz ağacı ile şimşir, veya sedir ağacı ile ceviz birlikte kullanılarak nadide eserler meydana getirilmiştir. Asıl kündekari işleminde ahşaba çizilen şekiller gerçek anlamda üç boyutlu hale getirilerek, kırlangıç zıvanalarla aralarında hiç boşluk bırakılmayacak şekilde birleştirilerek tamamlanmaktadır.